HOŞGELDİNİZ

ekonomi, borsa, hisse analizlerine dair tavsiye niteliğinde analiz raporları bulabilir, psikoloji, strateji, felsefe yazılarınada yer verilmektedir.

20 Eylül 2011 Salı

Anlama Faaliyetinin İstikameti

Anlama, anlatıma tekaddüm ettiğinde, anlayan üzerine şu projeksiyonların yapılması gereklidir. Anladığın şey, aslında anlayabildiğim (anlama imkanımın olduğu) şeydir; anlamadığımda anlayamadığım...
  * Anlamadığımı niçin anlayamıyorum ?
  * Anladığımıda bazı durumlarda niçin ancak yanlış (anlam)olması halinde anlayabiliyorum ?
  * Anlamadığımı, anlayabilecegim yeni bir forma soktuğumda, zımnen söylenen şeyi anlamadığımı itiraf etmiş olmuyormuyum ?
  *Bu işlemi, yorumun öznelliği ilkesiyle savunmam mümkünmüdür? mümkün ise, münkün, mümkün olan şey herzaman doğru olan şeymidir?
  *Anlamadığım ile anlayamadığım şey arasındaki farkı nasil bilebilirim ? Yani anlamadığımda, hatta anlayamadığımda, hala doğru anlama imkanlarım yokmudur?
  *Anladığım şey'in bana anlatılan şey olmaması önemli midir? niçin ?
''Anlam, neyse odur'' dedigimizde, dediğimizde, bu sualler doğru anlama ulaşmak isteyenler için önemlidir. Çünkü nasil anladığınızı bilmiyorsak,ne anladığımızıda bilmiyoruz demektir. Eğer ''anlam benım anladığımdan ibarettir'' Ne olsa gider diye düşünüyorsak, ozaman bu sualler ve pek tabiki cevaplarıda önemli değildir. Çünkü anlatılanın değil anlaşılanın önemli olduğu yerde, nasıl davranıldığı önemli değildir; o halde ne anlaşıldığı da önemli değildir. Anlama faaliyeti, '' söylenen şeyi anlamı kavramak süreci'' şeklinde tanımlandığında, bu faaliyetin öznesinin durdğu yer, hiç kuşku yok ki bu sürecin başıdır. başlangıcıdır. Anlam, bu öznenin elde etmeye çalıştığı şey olduğu sürece anlaşılan veya yorumlanan şeklinde tasnif edilmek durumundadır. Çünkü burada anlam onu anlamak isteyen kimse açısından bakıldığında kaçınılmazolarak anlama faaliyetinın objeisdir, kendisine ulaşılması istenen bir şeydir. Oysa anlam, 'elde edilmek' değil, iletilmek istenen birşey olarak ele alındığında istikametin;söylenen şeyden muhataba doğru bir seyir izlediği, izlemesi gerektiği( böylelikle gerçek öznenin varlığı) itiraf edilmiş olur ki anlatımda esas olan da budur;zira burada iletilmek istenen şeyin formu, onu söyleyen tarafından verilmektedir ve bu halde dogru anlam, anlatılan, yani söyleyen'in murad ettiği anlam'dır

                                                                 Dücane CÜNDİOĞLU-Kur'an'ı Anlama'nın Anlamı s. 25-26

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder